tükenmiş kalemler,sayfalar hiç beyaz değil,başlangıçlar bitişlerden sıkılmış zaman girdabında sırasını beklemekte.monotonlaşmış bu gelgitlere sözde katılmaya çalışılan hayaller yığını..zamanı gelmeden koparılmaya çalışılan bir çiçek gibi anlamsız,bir o kadarda derin yaralar bırakmasına izin verilen zamane alışkanlıkları..her alanda olduğu gibi zamanın getirdiklerinin ruhumuzdan götürdükleri var her an.inkar edebilen vardır elbet çoktan “sosyal” olmuş insanlar arasından.zaten bırakın onlarda kalsınlar kitapmıymış neymiş oralarda..nasıl özenmez insan geçmişe en geçmişe..özlem duygusunun her şeyin önüne geçtiği,sıradanlaşmamış isteklerin,beklentilerin olmadığı zamanlarda,akan bir gözyaşının ruha saplandığı,titreyen bedenin nedeninin soğuk olmadığı zamanlara kim özenmez ki..tüketiyoruz,biriktirmeden tüketiyoruz.belli ki huzurun ve saygının tarifi yanlış alınmış yaşananlardan,çıkarılmayan dersler her defasında sınıfta bırakmış kalbi ve bu süregelen kısır döngü dile de hükmederek söyletmiş onca keskin cümleleri..kimlere dert anlatılıp kimlerden medet umulmuş.ne garip,çözüm için gidilen her kapı yüzüne açılmış ta,tek bir kapı hep kapanıyormuş gibi..anlat anlat anlat hatta dur,bak yeni biri var ona da anlat,yıllarca biriktirilen anıların üzerine basarak ezip geç ve rahatla..düştüğünü her zaman belli et ve sakın güçlü olmaya çalışma,tıpkı bir ömür olmayacağına kanıt gibi..sahip olunan maddi manevi hiçbir şeyden mutlu olmamak ne kötü. hep daha fazlasını ya da daha doğrusu her seferinde hep bir diğerine özlem duyma hali ve hemen arkasından gelen inkar vakti.insanoğlunun en büyük sıkıntısı da bu belki,beklenti ardından şikayet ve onu takiben isyan.bu konuda sözlerinde analatabileceği bir şey yok malesef..inanan inanmayan biz bir kuluz,dünyaya bırakıldık ve saat akmaya devam ettikçe “bedenen” büyüyoruz.varolan ve zaman geçtikçe elde ettiğimiz değerler adına şükretmediğimiz sürece varoluşun da bir oluşunda hiçbir anlamı yok. Elde edilen değerlere nasıl şükrediceksek eğer,”yitirilen” değerlere de itirazımız olacak elbette..tabi ki insan kimliğimiz ile ve vicdanımızla..gelinen,olduğumuz ve olabileceğimiz yer asla unutulmamalı. hedeflerimiz,amaçlarımız,planlarımız bu kadar açıkken zorla bunlardan saptırılmamalı ve engel olunmamalı.verilen sözlerin,edilen yeminlerin tövbelerin de sahibinin etten kemikten duygudan bir insan olduğu unutulmamalı. tıpkı istenen hiç bir şeyin unutulmadığı ve rutin aralıklarla biraz makyajlayıp surata çarpıldığı gibi..artık yürüdüğüm yolu eskiden olduğu gibi ufuklarına dalarak değil,daha kısa aralıklarda görebiliyorum. peki bu kadarını bile daha mı net,ne yazık ki hayır.en kötüsü de uzun vadedeki düşüncelerin gün geçtikçe körelmesi ve en başında beyan edilen korkularla her an yüzleşiyor olmanın verdiği tedirginlik.
Hayat,
Affet beni,sana ihanet ediyorum…
Parmak izlerimiz,dokunduğumuz hayatlardan da silinmez…








